
ÇUKURCA ERENLERİNDEN “MAHMUT ABDAL”
“Mahmut Abdal derler yoktur mekanı
Almışlar gülünü kalmış dikeni
Allah akıl vermiş kulak tutanı
O da her kula verilmemiştir.”
Böyle başlar Domaniç’te Mahmut Abdal ilahileri ya da ağıtları. Dörtlükten de anlaşılacağı gibi tasavvufi manada mekandan münezzeh olan yani belli bir mekanla sınırlandırılamayan erenlerden olan Mahmut Abdal’ın bugün gerçek anlamda mekanı mezarı bulunmadığı gibi maalesef ismi de unutulmaya yüz tutmuştur. Zaten az sayıda olan Domaniç’le ilgili tarihi kayıtlarda ismine rastlamadığımız Mahmut Abdal’ın ne zaman yaşadığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak tarihi kıstaslar onun ne zaman yaşadığı hakkında bizi fikir sahibi yapabilir
Hepimizin malumu olduğu üzere bugün yaşadığımız bu topraklar 13.yüzyılın başlarına kadar Bizans yurduydu.13.yüzyılın birinci çeyreğinde (1230’lu yıllar) Kayı Boyu’nun Domaniç ve Söğüt’e yerleşmesiyle Osmanlı Devleti’nin temelleri atıldı. Domaniç ve Söğüt’te kurulan Osmanlı, Bizans’la komşu olan bir uç beyliği konumundaydı. O yüzyıllarda yani Anadolu Selçukluları ve Anadolu Beylikleri zamanında İslamı bütün ruhlara yayabilmek için Orta Asya’da Hoca Ahmet Yesevî’nin dergâhından icazet alan dervişler, erenler Bizans içlerine, sınırlarına kadar geliyor ve yaşantılarıyla, güzel ahlaklarıyla birer örnek müslüman olarak gönülleri fethediyorlardı.
Anadolu’nun Müslümanlaşması için Orta Asya’dan gelen bu kişilere “Horasan Erenleri” deniyordu.Tarihi kayıtlarda Abdalan-ı Rum (Anadolu Abdalları) olarak geçen bu erenler kalpler, gönüller fetheden yaşamlarının yanında yeri zamanı geldiğinde ülkeler fetheden birer savaşçı da oluyorlardı. Bazı rivayetlere göre Hoca Ahmet Yesevî Anadolu’ya gönderdiği talebelerinin, dervişlerinin isteği üzerine onlara destekçi olması için 700 eren daha göndermiştir ki Mahmut Abdal’ın da bu erenlerden olması kuvvetle muhtemeldir.
Bugün 60-70 yaşı üzerindeki bazı büyüklerimizin gönlünde yaşayan Mahmut Abdal’ın mezarı yoktur ancak yaşlılarımız onun mezarının Çukurca Beldesi’nin sınırları içindeki “Mahmut Abdal” olarak bilinen mevkide bulunduğunu belirtmektedirler. Mevkinin isminin de “Mahmut Abdal” olması yaşlılarımızı destekler bir delil teşkil etmektedir. Bu mevki Çukurca-Ilıcaksu arasında Domaniç ovasına biraz yüksekten bakan bir konumdadır.
Çukurca Beldesi’nden Münevver Özbey’in (Yörük Münevver-yaş 79) anlatımlarına göre, Mahmut Abdal çobanlık yapan bir ermiştir.Üç kardeştirler ve kardeşlerinin biri gün indiye,biri gün doğduya gitmiştir. Kardeşleri Ahmet Gazi ve Ali Bey Dede’dir. Ahmet Gazi’nin mezarı Çukurca’nın Akkaya Mahallesi’nde, Ali Bey Dede’ninki de Çukurca’da “Tuzlabaşı” olarak bilinen yerdedir ki bahsettiğimiz bu iki kişiden bugün bildiğimiz kadarıyla hiçbir iz-eser kalmamıştır.
İlahilerden,ağıtlardan anladığımız kadarıyla Mahmut Abdal en az 110 yıl ömür sürmüş bir Hak aşığıdır,bir velidir. “ABDAL” ünvanını aldığına göre de Allah’ın veli bir kuludur ve velileri içinde de en yükseğe çıkanlardandır. Tasavvufta Hakk’ın rızasını kazanmak için dünya hayatının bütün bağlayıcı ve engelleyici tesirlerinden kurtulan, Allah’ın hususi sevgisini kazanan kullarına “VELİ” denir. Velilik makamında Allah’a yaklaşma seviyesine göre en alttan en üste doğru şöyle bir sıralama vardır: Recebiyyün, Müfredûn, Asaib, Nakaba, Nüceba, ABDAL, Efsad, Evtad, İmaman ve Kutb. Bu sıralamadan şunu çıkarabiliriz ki; Mahmut Abdal, velilik makamında epeyce yol almış ve en üstlere çıkmış bir kutlu insandır.
Bugün bütün Domaniç ve köylerinde yaşlılarımızın dilinde olan ve maalesef unutulmakta olan ilahileri bize onun hakkında net ve güvenilir bilgiler sağlamasa da ipuçları vermektedir. Anlıyoruz ki yaşadığı zamanda Domaniç çevresinde çok sevilmiş ve onu anlatan ilahiler söylenmiştir. Zaman içinde dilden dile gönülden gönüle geçen bu ilahilere halkımız kendi acılarını,dertlerini de katmış ve Mahmut Abdal ilahileri özünden uzaklaşmıştır.
Her ne kadar özünden uzaklaşmış da olsa erenlerimizi, evliyalarımızı anlatan bu ilahiler, ağıtlar, menkıbeler de unutulmaktadır. Bizler bugün meraklıları olarak ninelerimizden, dedelerimizden dinliyoruz ve Domaniç’in geçmişi konusunda folklorik kültürel bir fikre sahip olabiliyoruz ama ilahileri, menkıbeleri kayıt altına almazsak gelecek kuşakların Domaniçlileri, evlatlarımız bunları bilmeyecek.
Çukurca’da birkaç büyüğümüzden derlediğimiz Mahmut Abdal ilahisi-ağıtı şu şekildedir:
Mahmut Abdal girmiş yüz on yaşına
Cihan karışmasın onun işine
Yürü yalan dünya ağlattın beni
Yüzüme güldün de söylettin beni |
Mahmut Abdal derler yoktur mekanı
Almışlar gülünü kalmış diken
Allah akıl vermiş kulak tutana
O da her kula verilmemiştir |
Mahmut Abdal derler ben deliyim
Acılarla kaygılarla doluyum
Ben de Mevlâ’nın garip kuluyum
Doldum niçin ağlamayayım |
Mahmut Abdal derler yaşlı gözlüdür
Gıybetimi idenler iki yüzlüdür
Yürekte yaram var gizli gizlidir
Dağıldı yuvamız perişan oldu |
Virandadır del gönül viranda
Elibol kalmadı dostta yarende
Gören baykuş sanır beni figanda
Ben hüma kuşuyum pek bellen beni |
İrfan AKBAŞ, Eğitimci Araştırmacı Yazar
"Domaniç Malûmat Gazetesi/Sayı:3/01.Kasım.2004"
|